İzleyiciler

19 Aralık 2007 Çarşamba

Necip Fazıl Kısakürek


Halim


Bilmem hangi alemden bu toprağa düşeli;

Yataklara serildim, cam kırığı döşeli...

Kaam bir cenk meydanı, kokusu kan ve barut;

Elindeyse düşünme, gücün yeterse unut!

Takılıyor yerdeki gölgelere ayağım;

Sanki arz delinecek ve ben yutulacağım.

Bana yanmak düşüyor, yangın görsem resimde;

Yaşıyorum zamanın koptuğu bir kesimde.

Alırken dilenciyim, verirken de borçluyum;

Kalmadı eşya ile aramda hiç bir uyum.

Taş taş üstüne koysam, bozuk diyorlar, devir!

Bir ok çeksem, diyorlar; peşinden koş ve çevir!

Nefes alırken bile inkisar ve pişmanlık;

Kimse edemez bana benim kadar düşmanlık.

İşte şüpheci aklı çatlatan korkunç nokta:

O ki sonsuz var, nasıl aranır dipsiz yok'ta?

Olur olmaz her şey, yokluk da O'nun kulu;

Bu noktaya vardın mı, el tutuk, dil burkulu.

Allah'ı hakikate soran kafa ne sakat?

Hakikat de ne; Hakk'ın muradıdır hakikat,

Balonunu kaçırmış çocuk gibi ağla dur!

Rabbim böyle emretmiş, ya dize gel, ya kudur!

Hayat bir zar içinde, hayatı örten bir zar;

Bana da hayat yeri "Bağlum"* köyünde mezar...

Hiç yorum yok: